6 Şubat 2012 Pazartesi

gülen günler..!

aslına bakarsanız kötü de değildi yaşantım.
sabah uyandığım andan gece uyuduğum ana kadar; ki ortalama 3 saat uyuduğumu varsayarsak uzun bir zaman dilimine tekabül ediyor; bütün hayatım yalnızca kendime aitti ve ben istersem kitap okuyor, bütün gün miskinlik yapıyor, müzik dinliyor, tek başıma türlü aktivitelere katılıyor ve hayatımı dolu dizgin yaşıyordum.
gördüğüm her kadının benim olma potansiyeline giderek alışmaya başlıyor, bekar olmanın tüm nimetlerinden faydalanıyordum (çok zengin bir küfür portföyü, bekar erkekler topluluğu, dilediğin kadar play station oynama özgürlüğü vs.)
sonra bir gün ansızın kendi ellerimle attım kendimi boşluktan aşağı.

ilk önce bir sosyal paylaşım ağından girdi içeri, sonra son enerjimi de harcayarak ayarladığım düzmece bir buluşma sonrasında 183 cm'lik boyu ve gülen gözleriyle "merhaba" dedi hayatıma.
keyifli bir sohbet açıldı, konuştuk, güldük, eğlendik ve her geçen dakika kalbim giderek manyaklar gibi çarparken kalkma anı geldi çattı. güzel bir tanışma olmuş, sahip olduğum bütün birikimimle kendisini etkilemeyi başarmış gibi görünüyordum.
yaptığım her doğru hamle beni hedefe milimetre hesabıyla götürürken atılan en ufak yanlış adım her şeyi mahvedebilecek güçteydi çünkü kendisi bir kadın olmaktan öte meryem ana gibiydi sevgili okur. kadın yürümüyor adeta süzülüyordu havada.
soğuk havanın da vermiş olduğu fırsattan yararlanarak montumu; bir ingiliz beyefendisinin pelerini gibi yavaşça astım omuzlarına.
"üşümeyecek misin*" sorusuna verdiğim tek yanıt gülümsemek olmuştu ve dikkat ettiğimde aslında uzun süredir de konuşmadığımı, sorduğu her şeye gülerek cevap verdiğimi farketmiştim.
yürürken de konuşuldu, toplu taşıma aracına binildi ve ineceğim durağa geldiğimde benimle tanıştığına çok memnun olduğunu söylemişti bütün inceliğiyle.


1 hafta sonrasında ise kendisine olan hislerimi söylediğimde beni kibarca reddetmiş olması bundan önceki bütün yazdıklarımın etkisini bir anda alıp götürüyor değil mi!?
hayat bu kadar da adi işte sevgili okurum.



amma ve lakin enerjim henüz bitmiş değildi.
çabaladım, didindim ve bir şekilde kalbinin kapısını aralamayı başardım uzun günlerin ardından.
şimdi durup geriye baktığımda sağlam temeller üzerine kurulmuş bir arkadaşlık, bol kahkahalı günler ve her sabah uyandığımda karnımda uçuşan kelebeklerle hayata başladığımı görüyor; "evet" cevabını alabilmek için tüm gayretimle koştuğumu farkediyorum.
son enerjimi harcarken şarj oluyorum.
ve bugüne kadar hiç olmadığım kadar aşık oluyorum..!

Hiç yorum yok: